Ekonomik ve Mali Analiz

3 Şubat 2016 Çarşamba

Maliye Nedir?

Maliye
Maliye bölümü, kökü Ankara Mülkiye'ye[1] dayanan 1981 sonrası yüksek öğretimin yeniden yapılanmasıyla diğer iktisadi fakültelerde de açılan ve ilgi alanı kamu kesimi ekonomisi olan bölüm.
Cumhuriyet döneminde İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi[2] ile İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi[3] Türkiye'de Maliye bölümlerinin doğmasına katkı sunmuştur.
Maliye lisans eğitimi dünya genelinde Türkiye'de ve birkaç Uzakdoğu ülkesinde verilmektedir. Batı ülkelerinde "Maliye" adı altında lisans programı yoktur. Batılı ülkelerde mali konularda daha çok "Kamu Ekonomisi" adı altında yüksek lisans ve doktora eğitimi verilmektedir.

Etimoloji

Maliye, kavramsal olarak finansla aynı anlamda olmasına rağmen, amaç ve uygulama yönünden kazandığı anlam itibariyle farklı kullanılmaktadır. Maliye; İngilizce'de "public finance", Fransızca'da ise "finance publique" olarak kullanılmaktadır. Maliye kelimesi ise dilimize Tanzimattan önceki yıllarda girmiştir. Kelimenin kökü ise "mal" teriminden kaynaklanmaktadır. 1837 yılında kurulan Umur-ı Maliye Nezareti(Maliye Bakanlığı) ile "maliye" kelimesi Türkçe'ye yerleşmiş ve yaygınlaşmıştır.

Tarihçe[değiştir | kaynağı değiştir]

Maliye'nin bir bilim olarak ortaya çıkışı, insanlık tarihi açısından yeni sayılır.[2] 17. ve 18. yy'da Avrupa'daki gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkan "maliye", özellikle 1929 ekonomik buhranı ile önemi artarak ekonomi ve hukuku da içinde barındıran bir disiplin halini aldı. Klasik liberal politikalardaki piyasalara devlet müdahalesinin olmaması anlayışı -özellikle 1929 yılında yaşanan ekonomik buhranla birlikte- ekonomik sorunların maliye politikaları ile çözülmesi gerekliliği fikri nedeniyle etkinliğini yitirdi.[2] Bu gelişmeler maliye biliminin önemini arttırdı.
Maliye'ye yönelik en ayrıntılı tanımlama Henry Carter Adams'a aittir. Bu tanıma göre, kamu maliyesinin mali mevzuat ve mali yönetim ilkeleri ile kamu gelir kaynaklarını ilgilendirdiğini, kamu harcamalarını, bütçeyi, mali kuruluşları, devlet mallarını, vergilemeyi ve devlet borçlanmasını kapsadığını ortaya koymaktadır.
Maliye, gelişim süreci içerisinde pek çok bilim adamı tarafından bağımsız bir disiplin olarak ele alınmış olmasına rağmen, Louis Trotabas gibi bazı bilim adamlarınca maliye kamu hukuku içerisinde ele alınmıştır.

Türkiye Tarihçesi

Türklerin İslamiyet'e ilk geçişleri döneminde Müslüman ülkelerde devletin malî işlerini göre "Beyt-ül mal" bulunmaktaydı. Devletin görevlerini icra edbilmesi için gerekli olan gelirleri toplayan ve giderlerin yapılmasını sağlayan Beytülmal'ın gelir ve giderleri devlet yönetiminin başı tarafından kontrol edilmekteydi. Osmanlı Devleti döneminde devletin tüm malî işlemlerinin görüldüğü bir kuruma dönüşen malîye teşkilatı 1442 yılında ilk defa kuruluşundan bu yana kurumsal yapısı ile devlet kurumları arasında önemli bir yere oturmuştur. 1837 yılında ise Umur-ı Maliye Nezareti olarak ilk Maliye Bakanlığı kurulmuştur.

Kamu Maliyesinin Amaçları

  • Kaynak dağılımında etkinliğin sağlanması
  • İktisadi istikrarın sağlanması
  • Bölüşümde etkinliğin sağlanması
  • İktisadi kalkınmanın sağlanması
  • Regülasyon fonksiyonu

Kamu Maliyesinin Araçları

  • Maliye politikası
  • Borç politikası
  • Borç yönetimi politikası araçları
  • İktisadi araçlar (dış ticaret, istihdam, ücret politikaları)

Gelir Uzman Yardımcılığı

GUY
Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı, Gelir Uzmanı olarak yetiştirilmek amacıyla çeşitli öğrenim dallarından mezun adaylar arasından, giriş sınavıyla Gelir Uzman Yardımcısı istihdam etmektedir.
Bu rehber, memurunyeri.com tarafından, KPSS (A) grubu kadrolara hazırlanan memur adaylarına yardımcı olması amacıyla hazırlanmıştır.
Gelir Uzman Yardımcısı kimdir?
Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesinde görevlendirilmek üzere işe alınan Gelir Uzman Yardımcıları, kariyer meslek içerisinde ilerleyerek Gelir Uzmanı kadrolarına atanabilmektedirler. Gelir İdaresi Başkanlığının çeşitli birimlerinde görevlendirilen Gelir Uzman Yardımcıları, ücretlerinin kariyer unvanlardaki diğer uzman yardımcılarına göre daha düşük belirlenmiş olmasından şikayetçiler.
Ne kadar maaş alırlar?
Gelir Uzman Yardımcılarının aylık ücretleri, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine göre ödenmektedir.
9 uncu derecenin 2 inci kademesinde olup hizmeti bulunmayan, bekar (ya da eşi çalışan) ve çocuksuz bir Gelir Uzman Yardımcısı, 2016 yılında göreve başlaması halinde aylık 3.072 TL Net ücret alabilecektir.
Belirtilen aylık net ücrete Yabancı Dil Tazminatı dahil değildir.
Uzman Yardımcılığına giriş
Gelir Uzman Yardımcılığına, KPSS (A) sonuçlarına göre Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından belirlenen puan türü veya türlerinden yeterli puanı alan adaylar arasında yapılan, yazılı ve sözlü bölümlerden veya yalnızca sözlü bölümden oluşan giriş sınavı ile girilir.
Atandıkları yerde bir süre çalışma zorunluluğu
Giriş sınavı duyurusunda atanılacak yerlerin belirlenmiş olması halinde, atanılan yerlerde beş yıl süreyle çalışılması zorunludur. Bu sürenin hesabında, fiilen çalışılmayan sürelerden yalnızca yıllık izinde geçirilen süreler fiilen çalışılmış sayılır. Bu süreyi doldurmayanların kurum içi nakilleri yapılmaz. Ancak, göreve başladıktan sonra özür halleri ortaya çıkanlar ile karşılıklı yer değiştirme suretiyle atanma isteminde bulunanlar, atanmak istedikleri yerlerde hizmetlerine ihtiyaç duyulması kaydıyla, bu süreyi tamamlamadan durumlarına uygun yerlere atanabilirler. Atanılan yerde beş yıl süreyle çalışma zorunluluğunu doldurmamış uzman ve uzman yardımcıları karşılıklı yer değiştirme talebinde bulunabilir.
Bu şekilde atanan uzman ve uzman yardımcıları, nakil yasağı olan süre zarfında atandıkları yerin dışında başka bir yerde (atanılan yerde bulunan Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu birimleri hariç), tedviren, vekaleten veya geçici olarak görevlendirilemezler.
Yetiştirilmeleri
Yetiştirilme dönemi, uzman yardımcısı kadrosuna atanma ile başlayıp, yeterlik sınavı sonucunda uzman kadrosuna atanmaya kadar geçen süreçtir. Bu süreçte uzman yardımcıları çeşitli eğitim ve stajlar yoluyla yetiştirilirler.
Yeterlik sınavı
Yeterlik sınavı, uzman yardımcılarının görev ve yetki alanlarını ilgilendiren mevzuat ve uygulamaları ile mesleğin gerektirdiği bilgi ve nitelikleri kazanıp kazanmadıklarını saptamak için yapılan sınavdır.
Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından uygun görülen yer veya yerlerde yapılabilecek olan yeterlik sınavına, uzman yardımcısı olarak asgari üç yıl çalışmış olanlar, en az iki ay önce bildirilmek suretiyle, yeterlik sınavına çağrılırlar. Aylıksız izinli olarak geçen süreler ile refakat ve hastalık izinlerinin üç ayı aşan kısmı üç yıllık süreye dâhil edilmez.
Yeterlik sınavı yazılı ve sözlü olmak üzere iki bölümden oluşur. Yazılı ve sözlü sınav puanlarının aritmetik ortalamasına göre uzman yardımcılarının yeterlik sınavı başarı puanı hesaplanır.
Uzmanlığa atanma hakkının kaybetme
Yeterlik sınavında başarılı olamayanlar veya sınava girmeye hak kazandığı hâlde geçerli mazereti olmaksızın sınav hakkını kullanmayanlara, bir yıl içinde ikinci kez sınav hakkı verilir.
İkinci yeterlik sınavında da başarı gösteremeyen veya geçerli mazereti olmaksızın ikinci sınav hakkını da kullanmayanlar uzman yardımcısı unvanını kaybederler ve derecelerine uygun memur kadrolarına atanırlar.
Gelir Uzmanı kadrosuna atanma
Yeterlik sınavında başarı gösteren uzman yardımcıları, uzman kadrosuna atanırlar.
Uzman yardımcılarının görev ve sorumlulukları
Uzman yardımcıları;
-Kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge ve diğer mevzuatta belirtilen iş ve işlemlerden
-Kendilerine verilen görevlerin zamanında ve mevzuata uygun olarak yerine getirilmesinden
-Tahakkuk ve tahsilata ilişkin işlemlerin zamanında ve doğru olarak yerine getirilmemesinden doğan Hazine zararlarından
sorumludurlar.





2 Şubat 2016 Salı

En iyi ve en güvenli para kazanma şekli sayılardır!

09:13 Posted by Hacker62 , , No comments
Money

Piyasalarımız geliştikçe ekonomi haberciliğimiz de gelişiyor. Haberlerin manşetleri ve yorumcuların değerlendirmeleri artık otoriteleri bile endişelendirmeye başladı. Birçok kişi, haberlerin doğal halleriyle değil de pazarlayanların çıkarlarını destekleyecek şekilde verildiğinden endişeli. Yani birilerinin bu haberler üzerinden haksız çıkar elde ettiği düşünülüyor. Bu yöndeki kontrol ve denetimlerin eksik olması ekonomi haberciliğini çılgın bir arenaya çevirmiş durumda. Herhangi bir yorumcunun kendi servetine servet katacak bir haber ya da yorum yapması artık çok kolay. Mesela muhtemelen hisse senetlerine yaptığı yatırımdan istediği kazancı elde edemeyen bir ekonomi muhabirinin tıpkı bugünkü haberlerde olduğu gibi "Yatırımcı daha fazla risk almalı" başlıklı bir haber pazarlaması gibi. Kontrol altında tutulmayan bu tür bir habercilik tek bir sonuca ulaşır: Suç!

Sosyal kuramcılar, suç bilimciler ve sosyologlar 1990'lı yıllara kadar ABD'li sosyolog Robert Merton'un izinden gitmişler ve suçun açgözlülük ve yoksunluk ile ilişkili olduğunu düşünmüşlerdi. Bu düşünceye göre suç eksik aile geçmişi ve yetersiz ekonomik koşullara bağlıydı. 80'li yılların sonunda UCLA Üniversitesinden genç bir sosyolog olan Jack Katz Amerikan tarihinin önemli suçlularının hayatını incelerken herkesin gözünden kaçan bir şeyi yakalar: Azılı suçluların birçoğu klasik yaklaşımın belirttiği yoksunluk ve açgözlülüğe sahip değildir. Konuyu biraz daha derinlemesine incelediğinde Katz kriminoloji biliminin akışını değiştiren "enfes suç" teorisini geliştirir. Katz'a göre suçluları asıl yönlendiren farklı olma, ünlü olma, sınırları aşma yönündeki ezici isteklerdir. Heyecan, zevk ve cesaret suçun yeni anlamıdır. Suç, ötekilerden üstün olduğunu göstermenin bir ifadesidir. Ötekileri kurnazlıkla yenmek ve oyunun kurallarını kendi lehine çevirerek başkalarından üstün olduğunu göstermek insanları aldatma isteğinin temel amacıdır. Sanıyoruz Katz'ın Kültürel Kriminolojinin temeli sayılan bu teorisinde, kapitalizmin duyguları bastırmayı kınayan doğasının etkili olduğunu söylemek sanırız hatalı bir çıkarım olmayacaktır. 

İşte Katz'ın ortaya koyduğu enfes suçu bugün ekonomi haberciliği işliyor görünmektedir. Başarı, şöhret, statü ve haz arayışının sektörün bir kısmını kuralları çiğnemeye ve sadece duygusal olduğunu düşündükleri bu suçları işlemeye yönlendirmiş gözüküyor. Vicdanları ile aldıkları kararların klasik suç teorisi açısından duygusal suç olduğunu düşünseler de Katz'a göre enfes suçtur ve bir hırsızın ya da dolandırıcının yaptığından farkı yoktur. Tüm bu görüntüden şu sonuca ulaşmak oldukça kolaydır: TV kanallarımızda yıllardır gördüğümüz ekonomi ve finans haberciliği, ötekilerden üstün olduğunu gösterme arayışından başka bir şey değildir. Ötekileri kurnazlıkla yenmek, oyunun kurallarını kendi lehine çevirerek bundan başarı ve statü elde etmek ve insanları aldatarak para kazanmak... İşte hepsi bu!

Ekonomiye uzak olan birçok kişi için göstergeler ve rakamlar üzerine yapılan yorumların ne kadar endişe verici olduğu bilinemez. Bir yorum ya da onun tam tersi, piyasa psikolojisine yön vermek açısından ne kadar etkili olur diye küçümsenebilir. Ama iyi bilinmelidir ki küresel ekonomi bu rakamlarla yürür. Tüm zenginlik bu rakamlar üzerine kurulan piyasalardan gelir. 

Amerikanın en ünlü suçlularından John Allen'ın şu sözü ekonomi haberciliğimizin enfes suçu neden işlediğini anlatıyordur herhalde: "Kadın ticareti iyi bir para kazanma yoludur; narkotik ise en hızlı para kazanma yolu. Ama yine de en iyi ve en güvenli para kazanma şekli sayılardır."

Lehman neden battı?

09:04 Posted by Hacker62 No comments
Lehman
Hisse senedi piyasalarının arka sokaklarının ne kadar tehlikeli olduğunu herkes bilir. Şimdi anlatacağımız hikaye, bu karanlığın ve tehlikenin boyutlarının sınırsızlığını sanıyoruz tam anlamıyla ortaya koyacak türden.

Lehman Brothers neden battı? Artık bunun yanıtını herkes öğrenmiştir herhalde. Yetersiz sermaye, yüksek kaldıraç ve bol riskli yatırımlar.

Peki, aynı yanlışlıkları yapan Citibank, Bank of America ya da JPMorgan batmazken Lehman Brothers neden battı? Politik gerekçelerden öteye somut bir finansal yanıtın verilemediği bu soru bugün yanıtını bulmuş gözüküyor.

Amerikan tarihinin en büyük iflasını 15 Eylül 2008 tarihinde halka duyuran Lehman Brothers’ın son günlerine dönelim. Lehman’ın ayakta kalmak için çabaladığı günler. Piyasalardaki gerginlik son haddinde. Finansal kurumlar can çekişiyor. Tarihler 11 Eylül. Yani iflas kararının ilanının 4 gün öncesi. Amerikan Sermaye Piyasası Kurulu(SEC) ve Bloomberg’in verilerine göre; 11 Eylül tarihinde, 32.8 milyon adet Lehman hisse senedi çıplak açığa satış (naked short selling)yapıldı ve bir daha geri alınmadı. Daha doğrusu alınmaya gerek kalmadı. Çünkü şirket battı. Satış ve alış fiyatları arasındaki fark yerine satış bedelinin tamamı kar olarak birilerinin cebine indi. Manipülasyon, suistimal, düzenleme eksikliği… Ne denirse densin, tam anlamıyla bir ahlaki çöküş.

CEO Richard Fuld’un iflastan birkaç hafta sonra kongreye verdiği ifadede, çıplak açığa satışın şirketin batışının ebesi olduğunu söylemesi sanırız her şeyi çarpıcı şekilde özetliyor. Zaten hemen akabinde de, bu tehlikeli silaha dur denmiş, kritik şirketler için açığa satış yasaklanmıştı.

Stresli dönemlerde açığa satış yangına benzin dökmek gibi bir sonuç yaratır. Kısaca anlatmak gerekirse, herhangi bir portföyde bulunan hisse senetleri ödünç alınarak piyasa da satılır. Kararlaştırılan süre sonunda, aynı sayıda hisse senedi piyasadan satın alınarak portföye iade edilir. Fiyatlar düşerse, alış satış arasındaki farktan kar elde edilir. Bu bilinen şekliyle açığa satıştır. Çıplak açığa satışta ise hisse senetleri ödünç alınmadan piyasada satılır. Yani olmayan hisse senedi üzerinden kar elde edilir. Gerek Lehman gerekse Bear Stearns’ün erken çöküşlerinde, çıplak açığa satış ve doğrulanmayan söylentilerin payı büyüktür.

Diğer önemli bir husus ise açığa satılan hisse senetlerinin neden geri alınamadığı ve şirketin iflas ettiğidir. Bu kısım tamamiyle arz ve talep ile ilgili. Olmayan hisse senetlerinin açığa satışı piyasada canlılık yaratarak yatırımcıları cezbeder. Yatırımcılar bu hisseleri satın alırlar. Çok geçmeden satış baskısı fiyatları oldukça aşağıya çeker. Bu noktada pozisyonunu kapatmak isteyen açığa satışçılar piyasadan aynı tutarda hisse almak isterler. Ama bu düşük fiyatlardan satıcı bulamazlar. Satıcı bulunmadığı sürece fiyatlar daha da düşer. Öte yandan, olmayan hisse senetleri piyasada satıldığından geri alım talebini karşılamak mümkün değildir. Bunun için şirketin izinsiz hisse senedi ihraç etmesi gerekecektir. Bu da imkansız bir durumdur. Artık tek bir ihtimal kalmıştır ve sonunda kaçınılmaz final gerçekleşir…

İşte, bir buçuk asırlık Lehman Brothers, finansal sistemin egzotik bir enstrumanı tarafından böyle çökertildi.

1 Eylül 2015 Salı

Değişen yönetim şeklimizin 5 özelliği!

08:28 Posted by Hacker62 No comments

Yönetim şeklimizin değiştiği görüşü son dönemlerin popüler gündemlerinden. Birçok uzman tarafından da dile getiriliyor. Ama değişimin ne yönde olduğu konusu hala belirsiz. Değişen yönetim şeklimizin ne olduğu henüz tam olarak ortaya konulmuş değil. Herkesin anladığı bir şeyler var elbette ama değişen gerçekte ne?

Yönetim, düşünme ile başlayan bir aktivite olduğuna göre yönetim sistemindeki değişimin ne olduğunu anlamak için bakmamız gereken ilk yer hiç şüphesiz düşünce şeklidir. Düşünce şeklindeki değişimi anladığımız an yönetim şeklindeki değişimi de büyük ölçüde anlamış oluruz. Öyleyse gelin hep beraber ülkeyi yönetenlerin (ve hatta halkın) düşünce şeklini evrensel ölçütler doğrultusunda anlamaya çalışalım.

Değişen yönetim şeklinin 5 özelliği:

1- İnanç odaklı düşünme şekli
Küresel bir ankette katılımcılara şu soru yöneltilmiş: Gerçekten şeytan diye bir şey var mı? Bu soruya Malta'da %85 oranında evet yanıtı verilirken Letonya'da %9 oranında evet denmiş. Cevabın bu kadar farklı olmasının nedeni açıktı. Maltalılar dindar insanlarken Letonyalılar ateistti. Fakat araştırmacıların kafasını karıştıran başka bir şey vardı. Bu kadar basit bir soruya verilen yanıtlar nasıl bu kadar farklı olabiliyordu? Çünkü şeytanın varlığı gerçeklere dayandırılamayacak kadar uhrevi bir konuydu ve soru şeytana inanıyor musunuz şeklinde sorulmamıştı. Yani aslında verilmesi gereken yanıt her iki ülkede de (ortalama zeka insanlar için) %100 oranında "Bilmiyorum" olmalıydı. Ama maalesef soruyu her iki ülke vatandaşı da inandıkları şekilde algılamıştı.

İşte, inançlar düşünce şekline hakim olduğunda gerçekler anlamını yitirir. Tıpkı 11 Eylül sonrasındaki şu anket sonucundan geriye kalanlar gibi: 11 Eylül'ü Arap grupların yaptığı sizce doğru mu? Amerikalılar, %95 doğru; Endonezyalılar, %20 doğru.

Özetle, inanç odaklı düşünce sistemimiz vatandaştan yöneticiye güçlenmiştir.

2- Hata girişimciliği
Bugün Nobel Ekonomi Ödülüne aday gösterilmesi gereken ilk kişi D.Acemoğlu değil Edward Glaeser'dir bize göre. Hata Girişimcisi (entrepreneurs of error) deyimi son derece çarpıcı bir tanımlamadır. Glaeser'e göre bugün dünyadaki tüm önemli sorular (terörden ırkçılığa, dinden ayrımcılığa kadar) yanlış inançların ipe dizilmesiyle oluşturulmuştur. Amerikanın ne yaptığı ile ne olduğu arasında hiçbir bağlantı yoktur ama insanlar olduğuna inandırılmışlardır. Çünkü yöneticiler insanları öyle olduğuna inandırırlar. Politikacılar, aile, dini liderler ve basın Glaeser'in Hata Girişimciliği dediği inanca yönelik bilgi yayma kurumunun en güçlü merkezleridir. Bu merkezler, gerçeğin dağıtımıyla ilgilenmeleri gerekirken hatanın dağıtımını yapmaktadırlar.

İşte, ülkemizde aileden dini liderlere, politikacılardan medyaya değişen şey hata girişimciliğinin artmasıdır. Sosyal medyayla birlikte hemen herkes hata girişimcisi.

3- Bildiğinden daha fazlasını bilme
Son yılların en etkileyici devlet yönetimi çalışmalarından biri hiç şüphesiz Pennsylvania Üniversitesinden P.Tetlock'un araştırmasıdır. Ülke yönetimine odaklanan Tetlock, kamu yöneticileri, siyaset bilimciler, ulusal güvenlik uzmanları ve iktisatçılardan oluşan yaklaşık 300 uzmanın son yirmi yılda yaptıkları binlerce öngörüyü inceledi. Örneğin önümüzdeki 5 yıl içinde Suriye'de rejim değişecek mi ya da İtalya'da çoğunluk partisi gelecek seçimleri kazanabilecek mi gibi yüzlerce soru üzerinde uzmanların yaptığı tahminlere baktı ve tahminlerin ne ölçüde gerçekleştiklerini saptadı. Öngörüler büyük ölçüde başarısızdı. Ama Tetlock'u şaşırtan asıl şey bu değildi. Uzmanlarla yaptığı görüşmelerde son derece kaygı verici başka bir şey buldu: %96'sı doktora derecesine sahip olan uzmanlar bildiklerinden daha fazlasını bildiklerine inanıyorlardı.

İşte, bugün ülkemizdeki uzmanların da temel sorunu budur: Doğru olduğunu bilmedikleri bir konuda bile savundukları düşüncenin doğru olduğu hususunda sarsılmaz bir inanca sahip olmak.

4- Ultracrepidarianism
Telaffuzu zor bu sözcük hakkında internet üzerinde bir araştırma yaptığımızda, bir popüler sözlük yazarı haricinde kullananını görmedik. Dogmatizmin özel bir yan dalı kabul edebileceğimiz bu sözcüğün anlamı, ülkenin yönetim değişikliğinin de temelini oluşturuyor.

Sözcüğün türetildiği hikaye kısaca şöyle: Antik Yunanlı ressam Apelles, tablosunu eleştiren ayakkabıcıya şöyle der: Ayakkabıcı, sandaletten yukarı çıkma! Yani aslında demek istediği şudur: İnsanlar sadece bilgi sahibi oldukları konuda yorum ya da sistematik eleştiri yapabilirler; her konuda değil.

En sade vatandaştan en tepedeki yöneticiye kadar değişen yönetim şeklimizin temelini bu sözcüğün oluşturduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Kendi bilgi ve uzmanlık alanı dışındaki konularda fikir ve tavsiye verme alışkanlığı patolojik bir durum almış. Ultracrepidarianism artık yeni yönetim şeklimiz.

5- Ahlaki pusula
Herkes, vicdanı ile oluşturduğu bir ahlak anlayışına sahiptir. Bu oldukça doğal bir durumdur. Bazılarında daha güçlü bazılarında ise daha zayıf olabilir. Doğru ile yanlışın arasındaki farkı algılamayanımız yoktur herhalde. Ama iş problem çözmeye geldiğinde ya da ülke yönetmeye, yapmanız gereken ilk şey ahlaki pusulayı bir kenara koymaktır. Neden mi?

Mesela kürtaj konusuna mı eğiliyorsunuz; belli bir konunun ahlaki doğruluğu ya da yanlışlığı üzerine takılıp kalırsanız, konunun esasını kaçırırsınız. Ahlaki pusulanız, öyle olmadığı halde tüm cevapların açık seçik ortada olduğuna, doğru ve yanlış arasında net bir çizgi bulunduğuna ve en kötüsü de bu konu hakkında bilinmesi gereken her şeyi bildiğinize sizi inandırır. Siz de doğal olarak daha fazlasını öğrenmek için çaba sarf etmezsiniz.

Gemiciler de yıllarca pusulaya güvendiler. Ama kemerlerindeki metal tokanın pusulayı bozduğunu yüzyıllar sonra fark ettiler. Bakalım biz ne zaman fark edeceğiz?

Sen Fibonacci'yi öğrenedur; borsada bir kişiye yedi keriz düşüyor!

08:25 Posted by Hacker62 No comments
Ekonomi kanallarına her sabah göz attığınızda finansal astrologların yorumları ile karşılaşıyorsunuz. Destekleri, dirençleri, kur ve endeks tahminlerini öğrenerek piyasaların gün içinde nasıl hareket edeceğini görüyorsunuz. Gelişmiş yazılımlar ile yapılan bu matematiksel hesaplamalara inanmamak elde değil. Bir de konuşan kişi "uzman" olunca. Artık yapacağınız tek şey kalıyor geriye, inanmak. Fakat finansal piyasaların ruhuna biraz meraklı biriyseniz, akşam eve döndüğünüzde, sabah dinlerken not ettiğiniz tahminlerin gerçekleşip gerçekleşmediğini öğrenmek isteyebilirsiniz. Fakat göreceğiniz şeyin ne olduğunu size söyleyebiliriz. Tahminlerin bir teki bile doğru çıkmayacak. Deneyin, göreceksiniz.


"Ama siz de çok insafsızsınız" diyenler olacaktır. "Adamcağız nereden bilsin borsanın o gün çalışmayacağını kuzum!" İşte, biz de tam bunu diyoruz. Tıpkı o gün borsanın hizmet vermemesinin hiçbir program tarafından öngörülmesinin mümkün olmadığı gibi sayısız değişkenden etkilenen ekonominin, tarihi analizlerle öngörülmesi de mümkün değildir. Peki ama insanlar bu analizleri dinlerken nasıl düşünmesi gerekiyor öyleyse?

Sorun biraz da düşünce sistemimizdeki bir algılama hatasından kaynaklanıyor. Akıllı sandıklarımızın sahtekar, sahtekar sandıklarımızın akıllı olabileceğini düşünememek gibi psikolojik bir değerlendirme yanlışlığı yapıyoruz.

Dennis Nilsen, on beş kişiyi öldürüp dolabında saklamıştı. Jeffrey Dahmer ise on yedi kişiyi öldürüp cesetlerin bazı kısımlarını yemişti. Yakalandıklarında psikolojilerinin bozuk olduğuna herkes emindi. Sokaktaki insan haklı görünüyordu ama gerçek öyle değildi. Mahkemenin yaptırdığı tetkiklerde her iki katilde de manik-depresif bir bozukluk olmadığı, şizofreni belirtisi taşımadığı, ilaç veya fiziksel bir rahatsızlığa bağlı herhangi bir ruhsal hastalık göstermedikleri görüldü. Yani her iki seri katil de modern psikiyatri tanı ölçütlerine göre normaldi.

Buna karşın David Koresh, Jim Jones gibi yüzlerce kişinin ölümüne neden olan tarikat liderleri başta olmak üzere birçok sahtekar, karizmatik kişilikleri nedeniyle yıllarca normalmiş gibi değerlendirilmişlerdir. İnsanların güvenini kötüye kullanan bu sahtekarlar aslında psikolojik olarak hasta kişilerdi. Fakat ne yazık ki sokaktaki insan akıllıları deli, delileri akıllı sanmada yine başarılı olmuştu.

Finansal okur yazarlığı henüz "lale soğanı çılgınlığı" seviyesinde olan sokaktaki vatandaş için bu tür uzman bilginin mutlak gerçek gibi sunulması oldukça tehlikelidir. Uzman görünüşü altındaki kişilerin kendi matematiksel fantezilerine aşırı derecede inanmış görünüşleri insanları da etkilemektedir. Coşkulu ve karizmatik duruşları da eklenince bu tür kişilerin ne tür bir psikoloji ile bu tür tahminleri yaptıkları gözden kaçırılıyor. Yani kendi yatırım dünyamızın Jim Jones'larını, David Koresh'lerini yaratmış oluyoruz.

Kurbanlarından para elde etmek için onları kandıran birinin sahtekarlığına inancımız tamken; bu tür yorumları, diğer kanalların evlenme programları verdiği saatlerde, hemen hemen aynı entellektüellik seviyesine sahip izleyicilere sunmak sahtekarlık, paranoyak bir sanrı ya da psikotik bir bozukluk değil de nedir öyleyse?

Unutulmamalıdır ki, gelişen bir piyasada güven sahtekarları her zaman olacaktır. Önemli olan kendimizi bunlardan nasıl koruyacağımızdır. Anthony Storr gibi bazı psikoloji otoritelerine göre kendisi de bir güven sahtekarı olan Carl Gustav Jung'un toplumda bilinenden çok daha fazla şizofren olduğu fikrine inanmamak elde değil. O nedenle görev yine sokaktaki insana düşüyor. Hiçbir kanıtı olmayan ve eleştirel olarak incelemeye açık olmayan teknik analiz gibi "finansal inanç" sistemlerine artık itibar edilmemelidir. Finansal okuryazarlığı geliştirmek, hem korunmanın hem de yatırımlardan kazanç elde etmenin tek yoludur.

Kuşkusuz bu yazılanları kaba bularak bir kalemde silecekler mutlaka olacaktır. Ama emin ol, sen desteği, direnci, Fibonacci'yi öğreneyim derken; borsada bir kişiye yedi keriz düşüyor...

KISA İKTİSAT NOTLARI

NOTLAR

***-Teklif eğrisi --- MARSHALL
      -Azalan verimler yasası--- RİCARDO
      -Dış ticarette talep koşulları---J.S Mill
      -Fırsat maliyeti---------G.haberler
      -Sınırsız emek arzı ile büyüme modeli-------LEWİS
      -Sınırlı emek arzı ile büyüme modei-------NURKSE
      -Dengesiz büyüme modeli-------- Hırschaman
      -Dengeli büyüme modeli ------NURKSE
      -Yoksullaştıran büyüme modeli----J. Bhagwati

***Fayda kuramının öncüsü: jeremy benetham
      Azalan marjinal fayda: Gossen
      Marjinal faydanın öncüsü : jevons
      Dışsallığın ilk tanımını yapan : Adam Smith
      Dışsallığı ilk inceliyen : Wicksell
      Dışsallığı ilk ölçmeye çalışan : Marshall

***Genel denge analizi : WALRAS
      Kısmi denge analizi : MARSHALL
      Genel teori kitabı : KEYNES
      Milletlerin Zenginliği kitabı : A.SMITH

***Monopolcü rekabet piyasasının öncüleri ; ROBINSON VE CHAMBERLIN
***GATT kuruluş= 1947
      Dünya Ticaret Örgütü= 1995
      Türkiye IMF üyelik= 1947
      Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü= 25 HAZİRAN 1992
      OPEC =1960
      D8 =İslam Ülkeleri
      G8 Ülkeleri= ABD,Fransa,İngiltere,Almanya,İtalya,Japonya,Kanada,Rusya (Son katılan ülke Rusya'dır.)

***Tahvil arzı↑→Tahvil fiyatı↓→Faizler↑→Yatırımlar↓→Toplam talep kısılır (Sıkı para politikası    Tahvil arzı↑ = Para arzı ↓ )

***İçsel Büyüme Teorisi=Ekonomi literatüründe içsel büyüme teorisinin temellerini Romer veLucas atmıştır.  

***Toplumların ekonomik gelişmesini tarihsel bir yaklaşımla açıklamaya çalışan görüşler arasında W.Rostow modelinin bir ayrıcalığı vardır. Özellikle kalkış (take-off) aşamasındaki azgelişmiş ülkelerin kalkınma sorununa değinilmesi bu modelin önem kazanmasına neden olmuştur. Rostow’un modeli, modern tarihin seyri hakkında bir genellemeyi içermektedir. Bu kurama göre, her toplum ekonomik bakımdan aşağıda sıralanan evreleri geçirir.
             Geleneksel Toplum,
             Kalkışa (take-off) geçiş aşaması,
             Kalkış aşaması,
             Olgunluk aşaması,
             Kütle tüketim çağı.  

***Düşük malın
      --Gelir esnekliği -----> negatif(-)
      --Gelir etkisi --------->Pozitif(+)
      --Engel eğrisinin şekli ---> Negatif eğimli
      --Gelir esnekliği(em) < 0 'dır

***Gelir esnekliği(em)>0 ise bu mal üstün maldır.Üstün mallar da zorunlu ve lüks mal olmak üzere ikiye ayrılır.Zorunlu mal em<1  ;   lüks mal em>1 'dir.

***Çapraz fiyat esnekliği; ikame mallarda pozitif , tamamlayıcı mallarda negatiftir.

***Üretim Olanakları Eğrisi:
      --Teknolojiveri kabul edilir.
      --Orjine göre iç bükeydir.
      --Artan fırsat maliyeti vardır.
      --Eğrinin dışında kalan nokta ulaşılamayan noktadır ve fırsat maliyeti 0'dır.

***Fiyat tüketim eğrisi negatif eğimli ise; talebin fiyat esnekliği>1
                                  pozitif eğimli ise;  talebin fiyat esnekliği<1

***İkame etkisi normal ve düşük mallarda daima negatif
      Gelir etkisi normal mallarda negatif, düşük mallarda pozitif
      Giffen malında pozitif gelir etkisi >negatif ikame etkisi 

***  Enflasyon : Fiyatlar genel seviyesindeki sürekli artışlar
      Dezenflasyon : Fiyatlar genel seviyesindeki artış hızının yavaşlaması
      Reflasyon : Fiyatlar genel seviyesinin azaldıktan sonra artış eğilimine girmesi
      Stagnasyon: Ekonomideki büyüme hızının yavaşlaması (durgunluk)
      Resesyon : Ekonominin iki çeyrek dönem üst üste küçülmesi negatif büyüme olması 

***Bir ekonomi sıfır enflasyonla büyüyorsa orada enflasyonsuz büyüme geçerlidir.
     Bir ekonomide hem reel büyüme hem de enflasyon varsa enflasyonlu büyüme söz konusu demektir.
     Bir ekonomide reel büyüme sıfır ya da sıfıra yakın iken enflasyon varsa stagflasyon durumu geçerlidir.
     Bir ekonomide GSYH reel olarak küçülürken enflasyon da ortaya çıkıyorsa o ekonomi slumpflasyon ile karşı karşıyadır.  

***Mutlak gelir hipotezi=John Maynard Keynes
      Sürekli gelir hipotezi=Milton Friedman
      Ömür boyu gelir hipotezi=Franco Modigliani
      Nisbi gelir hipotezi= Duessenbery

***1929 Buhranı Sebepleri:
      Klasiklere göre reel ücretlerin yüksekliği
      Keynesyenlere göre efektif talep yetersizliği
      Monetaristlere göre para arzının zamanında ve yeterince artırılmaması

***Keynes Parasal Aktarım Mekanizması=Para politikası>>Faiz>>>Yatırım>>Reel GSYİH
      Monetarist=Para politikası>>Toplam talep>>Nominal GSYİH


***Milli geliri arttıran şırıngalar:
      -Yatırım harcamaları
      -Kamu harcamaları
      -İhracat
     Milli geliri azaltan sızıntılar:
      -Tasarruf
      -Vergi
      -İthalat

KPSS A GRUBU KİTAP LİSTESİ

07:34 Posted by Hacker62 , , No comments

Kitap Listesi-GÜNCEL


HUKUK

Ceza Hukuku-Ceza Muhakemesi Hukuku:  İsmail Ercan ***(2 dersi de içeren tek kitap alınmalı.Sayfa sayısı:360)
İcra ve İflas Hukuku:  İsmail Ercan*** (200 küsür sayfalı olan kitap iibflerin alması gereken kitaptır.)
Anayasa ve İdare Hukuku:  Zehra Odyakmaz ***
İdari Yargı:  Zehra Odyakmaz-İsmail Ercan ***
Borçlar Hukuku:  Safa Reisoğlu ***
Medeni Hukuk:  Bilge Öztan*** ve ya Agon Yayınları*** (İkisinden birisi yeterli)
Ticaret Hukuku: Agon Yayınları** ve ya Turgut Akıntürk***

 -- Kemal Gözler-Hukuka Giriş (Gerek yok)
 -- Ergun Özbudun-Türk Anayasa Hukuku (Gerek yok)
 -- Kamil Mutluer-Bütçe Hukuku (Gerek yok)
 -- Nurettin Bilici-Vergi Hukuku (Gerek yok)
 -- Nevzat Toroslu-Ceza Hukuku (Gerek yok)

NOT:Hukuka başladıktan sonra çok net söylüyorum ki bu kaynakların çoğu gereksiz ve boş yere yük.. Gerekli kitaplara *** koydum, bunları gönül rahatlığıyla alabilirsiniz.

***  Eğer 7 farklı kitaba tek tek çalışamam diyorsanız ve hukuk tekrarlarında fazla sorun yaşamak istemiyorsanız 2 cilt halindeki Murat Yayınları Hukuk Ders Notları kitabını alabilirsiniz.
Murat Yayınlarında 2. alternatif 1310 adlı kitabı. Bu kitapta çıkmış ve özgün sorular yer almaktadır. Tam bir bilgim olmamakla birlikte çalışma, bilgileri pekiştirme soruları var gibi. Gayet güzel bir kitap incelemenizi tavsiye ederim.***

***  Themis Hukuk Soruları kitabı mutlaka çözülmeli.Ben 3 defa çözdüm ve çözerken notlar alıp o notları sürekli okudum.Siz de bu şekilde yaparsanız sınavda yararını fazlasıyla görürsünüz.

      İKTİSAT

 Yüksel Bilgili-Mikro  İktisat ****
 Yüksel Bilgili-Makro İktisat  ****
 Erdal Ünsal-Mikro İktisat   **
 Yüksel Bilgili-İktisat Okulları ****
 Nurdan Arslan-Makro İktisat****
 Zeynel Dinler-İktisat Çıkmış Sorular***
 Yüksel Bilgili-Ceteris Paribus***(Özellikle mikro iktisadınız için çok önemli bir kaynak olacak.Emin olabilirsiniz.)
   -- Ersan Bocutoğlu-Makro İktisat (Gerek yok)
   -- Ersan Bocutoğlu-Karşılaştırmalı Makro İktisat (Yüksel Bilgili İktisat Okulları'na göre biraz daha karmaşık bir kitap, kaynak bolluğundan kaçınmamız gerektiğine inandığım için bu kitabı almayın diyorum.)
   -- Çözümlü Mikro İktisat Problemleri-İsmail Bulmuş (Çok ayrıntılı ve biraz zor sayısal sorular var, gerekli olduğunu zannetmiyorum.Zira sadece moralimi bozmaya yaradı:))
   -- Zeynel Dinler-İktisada Giriş


NOT: Kaynak bolluğundan mutlaka kaçının.Bir kitabınız olsun ama onu 2-3 kez tekrar yapıp konuları iyice oturtmaya bakın. Merak etmeyin konular her seferinde basitleşecek ve zevkli hale gelecek.

NOT2: İktisada yeni başlayanlar öncelikle Yüksel Bilgili'nin Mikro İktisat kitabını bitirmeli  sonra Ceteris Paribus'un mikro sorularını çözmeli. Mikroyu bitirdikten sonra Karşılaştırmalı İktisat Okulları'nı en az 1 kere okumalı, kitap bittikten sonra mikrodaki çalışma planı makroda da uygulanmalı. Yani önce Yüksel Bilgili makro kitabı çalışılmalı daha sonra Ceteris'in makro soruları çözülmeli. Son olarak Zeynel Dinler'in çıkmış sorular kitabı tekrar amaçlı olarak çözülmeli. Bu kaynaklar size kpss için yeterli olacaktır. 

NOT3: Kpss'yi başarıyla geçtikten sonra kurum sınavları için mikroda Erdal Ünsal'dan makroda ise Nurdan Aslan'ın kitaplarından faydalanabilirsiniz. Şimdiden iyi çalışmalar :) 

     MUHASEBE

     Benim kullandığım kaynaklar İhtiyaç Yayınları ve Ferhat Yıldız Çıkmış Sorular. Muhasebem iyi olmasına rağmen sınavda beklediğim neti çıkartamadım.Bazı konuların eksik kaldığını düşünüyorum .Bu yüzden aşağıda yazdığım kitaplar tavsiyemdir.
 -- Orhan Sevilengül-Genel Muhasebe   **(Olmazsa olmaz kitaptır ama muhasebeye yeni başlayanlar için ayrıntılı gelebilir.O yüzden 2.seviyede kullanmanız daha iyi olabilir.)
 --Murat Yayınları-Muhasebe***(Kitabı ben kullanmadım,arkadaş tavsiyesi ile yazıyorum.İyi olduğundan şüphem yok.)
 -- Ferhat Yıldız-Tamamı Çözümlü Çıkmış Muhasebe Soruları***

     MALİYE  

 -- Mahmut Kalenderoğlu-Kamu Maliyesi Bütçe ve Borçlanma**(Kitabın yetersiz olduğunu söyleyenler var ama ben ilk aşama için yeterli olacağını düşünüyorum. Tabi yetersiz olduğunu sınavdan sonra ben de anladım.)
 -- Abdurrahman Akdoğan-Kamu Maliyesi
 -- Ümit Kaymak-Maliye Soru Kitabı***
 --4T Maliye Soruları***

Deneme:
Sınava 3 ay kala deneme çözmeye başlayabilirsiniz.Ben haftada 2 ve ya 3 deneme çözdüm.Çözerken eksik konularınızı belirleyip mutlaka tamamlayın.

Alan denemesi için İhtiyaç Yayınları ve Murat Yayınlarını kullanabilirsiniz.

Genel Kültür-Genel Yetenek

İhtiyaç Yayınları Konu Anlatımlı Modüler Set
İhtiyaç Yayınları Soru Bankası Modüler Set
İhtiyaç Yayınları Deneme Seti
GK-GY çıkmış sorularının çözümlü kitabını almak istiyorsanız konulara ayrılmış olanını değil de yıllara göre hazırlanmış olanını almanızı tavsiye ederim.


NOT:Kitap araştırması yaparken çok dikkatli olmalısınız.Kitapları iyice araştırdıktan sonra alın.Kaynak bolluğundan mutlaka kaçının.Bir dersten 2-3 kaynağa hiç gerek yok.Bu sadece kpssnin gözünüzde büyümesine yol açar.